Rahim Ağzı Kanserinden Korunmada Hayati Öneme Sahip 4 Temel Adım

Rahim ağzı (serviks) kanseri, hem dünyada hem de Türkiye’de kadın sağlığını ciddi biçimde tehdit eden kanser türleri arasında yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre serviks kanseri, kadınlarda en sık görülen kanserler arasında dördüncü sırada bulunuyor. Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 660 bin kadına rahim ağzı kanseri tanısı konulurken, bu hastalık nedeniyle yaşamını yitiren kadın sayısı ise 350 bine yaklaşıyor.

Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa, Türkiye’de de tabloya benzer bir şekilde her yıl yaklaşık 2 bin 400 yeni rahim ağzı kanseri vakasının tespit edildiğini, buna karşılık yaklaşık bin 200 kadının bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini belirtiyor. Doç. Dr. Yassa, bu kayıpların en önemli nedenlerinden birinin, uzun yıllardır uygulanmasına rağmen tarama programlarına katılımın yeterli düzeyde olmaması olduğunu vurguluyor. Bunun yanı sıra hastalığın erken evrede belirti vermemesi ve kadınların anormal vajinal kanama ya da kasık ağrısı gibi şikâyetlerle sağlık kuruluşlarına geç başvurmalarının da önemli bir etken olduğuna dikkat çekiyor.

Oysa rahim ağzı kanserinin, erken dönemde saptandığında yüksek başarı oranlarıyla tedavi edilebilen ve hatta önlenebilen bir kanser türü olduğunun altını çizen Doç. Dr. Murat Yassa, düzenli kontrollerin hayati önem taşıdığını ifade ediyor. Hiçbir şikâyeti olmasa bile her kadının periyodik jinekolojik muayenelerini yaptırması, gerekli tarama testlerinden geçmesi ve rahim ağzı kanserine karşı geliştirilen aşıyı yaptırmasının büyük önem taşıdığını belirtiyor. Tarama testleri sırasında saptanan kanser öncüsü lezyonların, LEEP (loop elektrocerrahi eksizyonu prosedürü) veya konizasyon gibi günübirlik cerrahi işlemlerle kansere dönüşmeden ortadan kaldırılabildiğini söyleyen Doç. Dr. Yassa, rahim ağzı kanseri aşısının da hastalığın gelişimini büyük ölçüde engelleyebildiğini dile getiriyor.

Rahim ağzı kanserinin en sık nedeni HPV enfeksiyonu

Rahim ağzı (serviks) kanserlerinin yaklaşık yüzde 99’unun temelinde Human Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonu yer alıyor. Yapılan bilimsel çalışmalar, kadınların yaklaşık yüzde 80’inin yaşamlarının herhangi bir döneminde HPV ile karşılaştığını ortaya koyuyor. Cinsel yolla bulaşan ve oldukça yaygın olan bu virüs, çoğu zaman herhangi bir belirti göstermeden vücutta uzun süre varlığını sürdürebiliyor. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı dönemlerde ise yeniden aktif hale gelebiliyor.

Özellikle yüksek risk taşıyan bazı HPV tipleri, rahim ağzı hücrelerinde zaman içinde kanser öncesi değişikliklere yol açabiliyor ve tedavi edilmediğinde bu süreç serviks kanserine kadar ilerleyebiliyor. Hastalığın çoğunlukla ileri evrelere kadar sessiz ilerlemesi, düzenli jinekolojik muayene ve tarama testlerinin önemini daha da artırıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa, rahim ağzı kanserine karşı hayat kurtaran dört temel önlemi anlatarak, kadınlara önemli uyarılarda bulundu.

Jinekolojik muayene

Düzenli jinekolojik muayeneler, rahim ağzı kanserinin erken tanısında ilk ve en önemli adımı oluşturuyor. Kadınların hiçbir yakınmaları olmasa bile 21 yaşından itibaren yılda en az bir kez jinekolojik muayene olmaları öneriliyor. Muayene sırasında hekimin gerekli gördüğü tarama testleri planlanıyor ve detaylı bilgilendirme yapılıyor. 

Pap Smear testi

Pap smear testi, rahim ağzından yumuşak bir fırça ile alınan hücre örneklerinin patoloji doktoru tarafından incelenmesiyle yapılıyor. Bu test, kanser öncesi hücresel değişiklikleri erken dönemde saptayarak hastalığın gelişmesini önlemek için doktora ve hastaya zaman tanıyor. Kadınların hiçbir yakınmaları olmasa bile, 21 yaşından itibaren smear testine başlamaları ve testi 3 yılda bir düzenli olarak  yaptırmaları öneriliyor. 

HPV tarama testleri

HPV tarama testleri; rahim ağzı kanserine yol açabilen yüksek riskli Human Papilloma Virüs tiplerini saptıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa, özellikle 30 yaşından itibaren önerilen bu testlerin kanser riskini belirlemede son derece etkili olduklarını anlatarak, “Bazı HPV tipleri düşük riskli olup genital siğiller ile sınırlı kalırken, yüksek riskli olan bazı tipleri ise rahim ağzı kanserine neden olabilmektedir. HPV taraması sayesinde, risk altındaki kadınlar erken dönemde belirlenerek, yakın takibe alınmaktadır” diyor.  Doç. Dr. Murat Yassa, smear veya HPV testlerinde virüsün tespit edilmiş olmasının kadınlarda kansere yakalanma kaygısına neden olabildiğini ifade ederek, “Bu durum hastalarımızın cinsel yaşamlarını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebilmektedir. Aslında, anormal smear sonucu ve HPV pozitifliği hastanın kanser olduğu anlamına gelmemektedir. Bunlar potansiyol kanser öncüsü lezyonlardır ve çoğu durumda erken müdahale ile  kontrol altına alınmaktadır” bilgisini veriyor. 

Human Papilloma Virüsü aşısı

Dünyadaki tek kanser aşısı olan HPV (Human Papilloma Virüsü) aşısı, rahim ağzı kanserine neden olan yüksek riskli HPV tiplerine karşı koruma sağlıyor.  Günümüzde 9’lu HPV aşısının ülkemizde de uygulandığını belirten Doç. Dr. Murat Yassa, bu aşının rahim ağzı kanseriyle ilişkili en yaygın ve en riskli HPV tiplerine karşı geniş koruma sağladığını vurguluyor. HPV aşısının ideal olarak 9-14 yaş arasında uygulanmakla birlikte, 15 yaş ve sonrasında da tüm kadınlara ve erkeklere yapılabildiğini ifade eden Doç. Dr. Murat Yassa, sözlerine şöyle devam ediyor: “Rahim ağzı kanseri aşısı HPV ile daha önce karşılaşmamış bireylerde en yüksek koruyuculuğu sağlamaktadır. Ancak, HPV enfeksiyonu pozitif olan kadınlarda da fayda sağlayabilir; diğer HPV tipleriyle oluşan enfeksiyonu engelleyebilir ve hastalığın ilerlemesini önlemeye katkıda bulunabilir. Bu nedenle aşı kararı, yaş ve bireysel riskler göz önünde bulundurularak, kadın hastalıkları ve doğum hekimiyle birlikte değerlendirilmelidir.