Keratokonus Riskini Artıran 6 Yaygın Yanlışa Dikkat!
Keratokonus, geçmişte nadir görülen bir rahatsızlık olarak değerlendirilirken, günümüzde gelişen tanı teknolojileri sayesinde çok daha sık tespit edilen ilerleyici göz hastalıkları arasında yer alıyor. Korneanın incelerek öne doğru sivri ve konik bir şekil almasıyla ortaya çıkan bu hastalık, görme kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor.
Acıbadem Altunizade Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Semra Akkaya Turhan, keratokonus hastalarının en sık dile getirdiği şikayetlerin hızlı değişen gözlük numaraları, tek gözle bakıldığında gölgeli veya çift görme, gece araç kullanırken far ışıkları etrafında oluşan haleler, parlak ışığa karşı hassasiyet ve giderek artan astigmat olduğunu belirtiyor.
Son yıllarda ekran kullanımındaki artış, alerjik göz hastalıklarının yaygınlaşması ve kornea topografisi sayesinde erken tanı imkanlarının gelişmesiyle birlikte keratokonus vakalarının belirgin şekilde arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Turhan, hastalığın ilerlemesine zemin hazırlayan bazı yanlış alışkanlıklar konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. Özellikle gözleri sık ovuşturmak, alerjik göz problemlerini ihmal etmek ve düzenli göz kontrollerini aksatmak, kornea yapısının zarar görmesine neden olabiliyor.
Gözleri sık ve sert ovuşturmak
Gözleri kaşımak ya da bastırarak ovuşturmak, gözün önündeki saydam tabakayı (kornea) zamanla inceltir ve zayıflatır. Araştırmalar; gözleri ovuşturmanın sağlıklı kişilerde bile hastalığın gelişmesini kolaylaştırdığını göstermektedir. Kaşıntı hissinde gözü ovuşturmak yerine soğuk kompres yapılmalı ve hekime başvurulmalıdır.
- Göz alerjisini ve atopik hastalıkları tedavisiz bırakmak
Polen alerjisi, atopik dermatit, egzama, astım ve kronik alerjik konjonktivit, gözde kaşıntıya neden olur ve bu da kişiyi sürekli gözünü ovuşturmaya iter. Bu kısır döngü korneaya zarar verir. Keratokonus hastalarının önemli bir bölümünde atopi öyküsü mevcuttur. Alerjinin doğru ilaç ve çevresel önlemlerle kontrol altına alınması ovuşturma isteğini keser ve ilerlemeyi yavaşlatır.
- Yüzüstü veya göze baskı yaparak uyumak
Yüzüstü uyumak ya da uyurken eli göze bastırmak, korneaya sürekli baskı uygulanmasına neden olur. Bu durum zamanla göz yapısını zayıflatabilir ve hastalığın ilerlemesine yol açar.
- Gözleri güneşten korumamak
Güneşin zararlı UV ışınları, gözün ön tabakasına (kornea) zarar verebilir ve yapısını zayıflatabilir. Genetik yatkınlığı olanlarda ise kornea biyomekaniğini hızla zayıflatabilir. Bu nedenle sadece yazın değil, yıl boyunca UV400 ve CE sertifikalı kaliteli bir güneş gözlüğü kullanmak önemlidir. Çocuklara da küçük yaştan itibaren bu alışkanlık kazandırılmalıdır.
- Göz numarasındaki değişiklikleri önemsememek
Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan “10–25 yaş aralığında her kontrolde artan miyopi-astigmat, düzensiz astigmat ya da gözlüklü görme keskinliğinin düşmesi keratokonusun en erken işaretidirGözlük numaraları sık değişen ve astigmatizma artışı olan ergen ve genç erişkinlerde yılda bir kornea topografisi içeren tam muayene şarttır; erken tanı sayesinde hastalığın ilerlemesi durdurulabilir” diyor.
- Aile öyküsünü göz ardı etmek
Birinci derece akrabalarında keratokonus olanlarda risk kat kat artar. Bu nedenle ailede böyle bir durum varsa, gözle ilgili herhangi bir şikayet olmasa bile düzenli göz kontrolleri yaptırmak çok önemlidir. Bu sayede erken tanı mümkün olur ve tedavi edilebilir.
Keratokonus’un tanı ve tedavisinde heyecan verici gelişmeler!
Günümüzde teknoloji ve tıp alanında ilerlemeler sayesinde keratokonus artık belirtiler ortaya çıkmadan, çok erken dönemde tespit edilebiliyor. Prof. Dr. Turhan, tedavideki yenilikleri şöyle özetliyor: “Tedavide kornea çapraz bağlama (CXL) ilerlemeyi durdurmada altın standart haline geldi. Bu yöntemin daha hızlı ve farklı tekniklerle uygulanan çeşitleri sayesinde çocuklarda da güvenle uygulanabilir. Ayrıca kornea içine yerleştirilen halkalar, özel lazer tedavileri, göz içine yerleştirilen lensler ve gelişmiş kontakt lensler sayesinde hastaların büyük çoğunluğu kornea nakline ihtiyaç duymadan iyi bir görme seviyesine ulaşabiliyor. Gerekli durumlarda yapılan yarım kat kornea nakli yöntemi ise klasik nakillere göre daha güvenli ve daha uzun ömürlü sonuçlar sunuyor.”
