COVID-19 Sonrasında Görülen “Beyin Sisi” Vakalarında Artış Dikkat Çekiyor!
Zihnin sisli bir sabaha uyanmış gibi ağırlaştığı, düşüncelerin bulanıklaştığı ve odaklanmanın zorlaştığı durumlar pek çok kişi tarafından “beyin sisi” olarak tanımlanır. Bu tablonun bir hastalık değil, çeşitli belirtilerin bir araya gelmesiyle oluşan bir durum olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nihal Işık, beyin sisinin tıbbi bir tanıdan ziyade düşünme hızı ve bellekle ilgili güçlükleri ifade eden bir kavram olduğunu vurguluyor. Tek başına hastalık olarak kabul edilmese de bazı sağlık sorunlarının belirtisi olarak ortaya çıkabildiğini ve zaman zaman şiddetlenip hafifleyerek günlük yaşamı olumsuz etkileyebildiğini belirtiyor.
En sık dile getirilen yakınmalar arasında isim, tarih veya kelime unutma, konuşurken doğru sözcüğü bulmakta zorlanma, odaklanma güçlüğü ve yeni bilgileri eskisi kadar hızlı öğrenememe yer alıyor. Prof. Dr. Işık’a göre bazı kişiler için en zorlayıcı durum, aynı anda birden fazla işi yönetememek oluyor. Daha önce kolaylıkla yapılan bir işin adım adım planlanması gerekebilir; bu da iş performansını, okul başarısını, öz güveni ve sosyal ilişkileri etkileyebilir. Beyin sisinin tek bir nedene bağlı olmadığını belirten Işık, uyku kalitesinin bozulması, uykusuzluk ve yüksek stresin önemli tetikleyiciler arasında yer aldığını; menopoz dönemi ve hormonal değişimlerin de tabloyu belirginleştirebildiğini ifade ediyor. Özellikle COVID-19 sonrasında uzayan iyileşme süreçleriyle birlikte bu şikâyetlerin daha sık dile getirilmeye başlandığını da sözlerine ekliyor.
Uçuş Sonrası Zihinsel Bulanıklık: Jet Lag Beyin Sisi Belirtilerini Tetikleyebilir!
Yaşam alışkanlıklarının beyin sisi üzerinde belirleyici rol oynayabileceğine dikkat çeken Işık, zihinsel bulanıklığın yalnızca hastalıklara bağlı olmadığını vurguluyor: “Düzenli egzersiz yapmamak, dengesiz beslenmek, yetersiz su tüketmek, uzun süre ekran karşısında kalmak, jet lag ve alkol kullanımı zihinsel berraklığı olumsuz etkileyebilir. Bazı bireylerde depresyon ve anksiyete de bu tabloya eşlik edebilir. Bunun yanı sıra diyabet, anemi, migren, otoimmün hastalıklar, MS ve kanser tedavisi sürecinde de benzer yakınmalar ortaya çıkabilir. Bu nedenle şikâyetler sıklaşıyor ve günlük yaşamı etkileyecek düzeye ulaşıyorsa, altta yatan nedenin belirlenmesi için tıbbi değerlendirme yapılması önem taşır.
Zihinsel Egzersizler Beyin Sağlığını Destekliyor!
Tedavide en önemli adımın, şikâyetlere yol açan temel nedeni belirlemek olduğunu vurgulayan Işık, “Eğer altta yatan bir sorun saptanırsa, kalıcı iyileşme için öncelikle bu durumun tedavi edilmesi gerekir. Bunun yanı sıra uyku düzeninin sağlanması, dengeli beslenme, yeterli su tüketimi, alkolün sınırlandırılması, stres yönetimi tekniklerinin uygulanması ve düzenli egzersiz yapılması belirtilerin hafiflemesine katkı sağlayabilir. Günlük yaşamda planlı bir rutin oluşturmak, aynı anda birden fazla işe odaklanmamak, görevleri küçük adımlara bölmek ve dikkat dağıtıcı unsurları azaltmak da zihinsel toparlanmayı destekler. Ayrıca bulmaca, sudoku ve yapboz gibi zihni çalıştıran aktivitelerle uğraşmak ya da yeni bir beceri edinmek, beynin aktif kalmasına yardımcı olur” dedi.
