Çocukluk Çağı Kanserlerinde Tedavi Başarısı %87 Seviyesine Yükseldi!

Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde son yıllarda kaydedilen ilerlemeler, hem tıp dünyasında hem de aileler arasında büyük bir umut ve heyecan yaratıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu, 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü’nün bu yıl son derece umut verici gelişmelerle karşılandığını belirterek, bilimsel ilerlemeler, moleküler tedaviler ve ileri teknoloji uygulamaları sayesinde yeni bir döneme girildiğini vurguluyor. Çorapçıoğlu, hedeflerinin yalnızca hastalığı tedavi etmek değil, aynı zamanda çocukların sağlıklı bir erişkin yaşamına ulaşmalarını sağlamak olduğunu ifade ediyor.

15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede Prof. Dr. Çorapçıoğlu, ailelere önemli uyarı ve önerilerde bulunurken, çocukluk çağında sık görülen lösemi ve lenfoma gibi kanser türlerinin günümüzde teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde büyük oranda başarıyla tedavi edilebildiğine dikkat çekiyor.

Bilim dünyasında heyecan yaratan güncel verileri paylaşan Çorapçıoğlu, çocukluk çağı kanserlerinde tedavi başarısının geçmişe kıyasla çok daha ileri bir noktaya ulaştığını belirtiyor. 1970’li yıllarda yüzde 50–60 seviyelerinde olan tedavi edilebilirlik oranının, günümüzde yüzde 87’ye yükseldiğini ifade eden uzman, bu bilginin hem ciddiyetle ele alınması gereken hem de gelecek adına büyük umut taşıyan bir gelişme olduğunun altını çiziyor.

Erken tanı ve tedavi çok önemli!

Tedavinin başarısında; kanserin türü, evresi ve çocuğun yaşının önemli faktörler olduğunu belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Çorapçıoğlu bu noktada ailelere çok önemli görevler düştüğünü belirterek “Ebeveynler çocuklarını çok iyi gözlemlemeli, özellikle bacak, bel ya da kemik ağrısı, ateş, çabuk yorulma, halsizlik, vücutta morluklar ya da sık sık burun/ diş eti kanamaları gibi belirtiler varsa mutlaka ciddiye alarak altında yatan nedenin bulunması için ısrarcı ve takipçi olmalıdır. Bazen ‘büyüme ağrısıdır’ denilen ve geçmeyen ağrıların altında çocukluk çağı kanserleri yatabiliyor” diyor. Erken tanı sayesinde özellikle lösemi, lenfoma ve sarkomlarda oldukça başarılı sonuçlar alınsa da bazı saldırgan beyin tümörlerinde daha fazla ilerlemeye ihtiyaç olduğunu belirten Prof. Dr. Çorapçıoğlu bu alanda da çalışmaların yoğun şekilde devam ettiğini söylüyor. 

Moleküler Çağ: “Tam 12’den Vurmak”

Son yılların en önemli gelişmelerinden birinin de; kanserin moleküler özelliklerinin daha iyi anlaşılması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çorapçıoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Her tümör kendine özgü genetik ve moleküler değişiklikler taşıyor. Bu değişikliklere yönelik geliştirilen ilaçlar tedavide yeni bir dönem başlattı. Elimizde moleküler tetkikler varsa ve hedefi doğru belirleyebiliyorsak, doğrudan o değişikliğe yönelik ilaçlar kullanabiliyoruz. Buna adeta ‘tam 12’den vurmak’ diyebiliriz. Bazı hastalarda hedefli tedaviler ve immünoterapiler sayesinde kemoterapiye hiç ihtiyaç duymadan tedaviyi sağlayabiliriz. Bazı durumlardaysa bu yeni ilaçları kemoterapinin etkisini artırmak için kullanıyoruz. Eskiden sadece kemoterapiye dayalı tedaviler varken, bugün çok daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım söz konusu. Bu, çocukluk çağı kanserlerinde çok çok büyük bir kazanım.”

Proton tedavisiyle daha az yan etki!

Günümüzde bir başka çok önemli kazanımın da; çocuk onkolojisinde önemli bir yer tutan radyoterapi alanında yaşandığının altını çizen Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu “Radyoterapideki teknolojik gelişmeler çocukları koruyarak tedavi etmeye olanak sağlıyor. Bu gelişmeler arasında proton tedavisi öne çıkıyor ki, özellikle beyin tümörlerinde bu yöntemin büyük avantaj sağladığını görüyoruz. Proton tedavisi, çevre dokulara daha az zarar vererek tümörü hedef alabiliyor. Özellikle gelişim çağındaki çocuklarda büyük önem taşıyor” diyor. 

Amaç sadece iyileştirmek değil, sağlıklı erişkinler yetiştirmek

Teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde bugün artık sadece çocuğu iyileştirmeyi değil, onun ileride sağlıklı bir erişkin olmasını da hedeflediklerini vurgulayan Prof. Dr. Çorapçıoğlu, bu nedenle verdikleri her tedavinin uzun dönemli etkilerini dikkatle gözetlediklerini belirterek “15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü’nü umut veren gelişmelerle karşılıyoruz. Çocukluk çağı kanserlerinde artık çok daha güçlü bir noktada olduğumuzu söyleyebilirim. Bilimsel gelişmeler, moleküler tedaviler ve ileri teknoloji uygulamalarıyla yeni bir döneme girdik. Amacımız her çocuğun sağlıklı bir geleceğe ulaşması” diyor.