Omuz Hareketleriniz Kısıtlandıysa Nedeni Donuk Omuz Olabilir!

Geceleri ortaya çıkan ve başlangıçta hafif hissedilen omuz ağrısı zaman içinde kolu yukarı kaldırmayı güçleştiriyorsa, bu durum “donuk omuz”un habercisi olabilir. Tıpta adeziv kapsülit olarak adlandırılan donuk omuz; ağrıya eşlik eden ve giderek artan hareket kısıtlılığıyla seyreden, ilerleyici bir omuz rahatsızlığı olarak öne çıkıyor. Omuz ekleminde gelişen sertlik ve ağrı, kişinin araç kullanma, giyinme ya da yüksek bir yere uzanma gibi günlük yaşam aktivitelerini ciddi biçimde zorlaştırabiliyor, hatta zamanla yapamaz hale getirebiliyor.

Acıbadem Kartal Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu, donuk omuz sendromunda erken tanı ve tedavinin kritik önem taşıdığını vurgulayarak, “Genellikle yavaş seyirli olan bu sendrom hayati risk oluşturmaz; ancak tedavi geciktiğinde iyileşme süresi belirgin şekilde uzar. Ayrıca omuz hareketlerinde kalıcı kısıtlılık gelişebilir ve ağrı kronik bir sorun haline dönüşebilir” açıklamasında bulunuyor.

Erken dönemde başlanan tedavinin hem iyileşme sürecini hızlandırdığını hem de kalıcı fonksiyon kaybı riskini azalttığını belirten Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu, “İki–üç haftadan uzun süren omuz ağrısı ve hareket kısıtlılığı durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak büyük önem taşır” diyerek uyarıda bulunuyor.

Bu sorun 30’lu yaşlarda giderek artıyor!

Dünya genelinde nüfusun yaklaşık yüzde 2-5’ini etkileyen donuk omuz sendromu, ülkemizde de benzer oranlarda  görülüyor. Son yıllarda, kısmen hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşması, diyabet ve tiroit bozukluklarının artması,  yaralanmalar veya ameliyatlar sonrasında uzun süreli hareketsizlik nedeniyle donuk omuz sendromunda belirgin bir artış gözleniyor. Ayrıca, geçmişte 40 yaşın altındaki kişilerde nadir görülürken, günümüzde aynı risk faktörleri sebebiyle 30’lu yaşlarda da giderek daha sık ortaya çıkıyor. Bunun yanı sıra 40 yaş üstündeki kadınların bu sendroma yakalanma risklerinin erkeklere göre 2-4 kat daha fazla olduğu bildiriliyor. Özellikle menopoz döneminde meydana gelen hormonal değişimlerin ve kadınlarda otoimmün hastalıkların daha yüksek oranda görülmesinin bu tabloda etkisi olduğu düşünülüyor.

Omzun hareketsiz kalması riski artırıyor 

Donuk omuz sendromunun en sık idiopatik, yani sebebi belli olmayan tipi görülüyor.  Yakın zamanda geçirilen omuz yaralanmaları veya ameliyatlar nedeniyle omzun uzun süreli hareketsiz kalması riski artırıyor. Diyabet hastalığında, yüksek kan şekeri sebebiyle dolaşım bozukluğu, kolajende değişim, inflamasyona yatkınlık ve hareket kısıtlılığı birleşerek, donuk omuz gelişimini kolaylaştırıyor. Bu nedenle, diyabet hastalarında risk, normal bireylere kıyasla 2 ila 4 kat yükseliyor. Tiroit bozuklukları (hipotiroidi ve hipertiroidi), parkinson hastalığı ve kardiyovasküler hastalıklar da donuk omuz gelişiminde etkili faktörler arasında yer alıyor.  

Geceleri hissedilen omuz ağrısıyla başlıyor!

Omuz eklem kapsülünün iltihaplanması ve kalınlaşması zamanla skar dokusu oluşumuna ve bunun sonucunda hareketlerin kısıtlılığına yol açıyor. Donuk omuz çoğu zaman haftalar veya aylar içinde kademeli olarak ilerliyor. Hastalığın başlangıcında, özellikle geceleri hissedilen omuz ağrısı ön planda oluyor. Bu ağrılar genellikle uykuyu bozarak, kronik yorgunluğa ve duygusal dalgalanmalara sebep olabiliyor. Hastalık ilerledikçe eklem kapsülündeki sertlik artıyor ve hareket açıklığı belirgin şekilde azaldığı için kolu kaldırmak zorlaşıyor; giyinme, soyunma, yemek yeme ve saç tarama gibi rutin işleri yapmakta bile büyük güçlük çekiliyor. 

Tam iyileşme bir yılı bulabiliyor! 

Donuk omuz tedavisinin temel amacı; ağrıyı dindirmek ve hastanın günlük aktivitelerini rahat bir şekilde yapabilmesi için eklem kısıtlılığını önleyerek, omzun hareket kabiliyetini geri kazandırmak. İyileşme süresi ise hastanın genel durumu ve tedaviye ne zaman başlandığına bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Hastaların çoğu 3 ila 6 ay içinde günlük yaşamlarına geri dönebilirken, tam iyileşme süresi bazı durumlarda bir yıla kadar uzayabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu, erken tanı ve doğru tedaviyle hastaların genellikle omuz fonksiyonlarını tamamen veya büyük ölçüde geri kazanabildiklerini ifade ediyor. 

İlk basamak: Fizik tedavi ve ilaçlar

Donuk omuz sendromunun tedavisine genellikle ilaçlar eşliğinde uygulanan fizik tedavi yöntemiyle başlanıyor. Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu, “Germe ve güçlendirme egzersizleriyle omzun hareket kapasitesi artırılırken, antiinflamatuar ilaçlar ve eklem içine uygulanan kortikosteroid enjeksiyonları da ağrının kontrol altına alınmasına yardımcı olmaktadır. Daha ileri durumlarda, eklem kapsülünün sıvıyla genişletilmesini sağlayan hidrodilatasyon yöntemi uygulanabilmektedir” diyor. Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu, şiddetli veya diğer tedavilere yanıt vermeyen tablolarda ise cerrahi yöntemin gündeme geldiğini belirtiyor. 

Bu yöntem cerrahi ihtiyacını azaltıyor! 

Son yıllarda, donuk omuz sendromunun tedavisinde öne çıkan ve umut vadeden yöntemlerden biri olan hidrodilatasyon, minimal invaziv bir işlem olarak dikkat çekiyor. Hidrodilatasyon yönteminde steril sıvı omuz eklemi içine enjekte ediliyor. Böylece omuz eklem kapsülünün kontrollü şekilde gerilmesi ve kapsülde oluşan yapışıklıkların azaltılması hedefleniyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu, çoğunlukla görüntüleme rehberliğinde yapılan bu işlemin özellikle fizyoterapi ile birlikte uygulandığında, ağrının hızla azalmasını ve omuzlarda hareket artışını sağladığını belirterek,  “Yöntemin başlıca faydası ise iyileşmeyi hızlandırırken, cerrahi müdahale ihtiyacını önemli ölçüde azaltmasıdır ” diyor.