Küresel Çalışma: Karaciğer Kanseri Vakalarının %60’ından Fazlası Önlenebilir!
Bilim İnsanlarından Karaciğer Kanseri İçin Dünya Çapında Kritik Uyarı
Karaciğerin en sık görülen kanser türü olan hepatoselüler karsinom (HCC), dünya genelinde hızlı bir artış gösteriyor. Uzmanların “sessiz ama ölümcül bir pandemi” olarak nitelendirdiği bu ciddi tabloya ilişkin The Lancet dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma dikkat çekici bulgular ortaya koydu. Çalışmaya göre, karaciğer kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 60’ının önlenebilir olduğu belirlendi.
Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman, bu verilerin acil önlem çağrısı niteliği taşıdığını belirterek, “Yeni bulgular, karaciğer sağlığını korumak için bir an önce harekete geçmemiz gerektiğini açıkça gösteriyor.” dedi.
The Lancet’in Uluslararası Hepatoselüler Karsinom Komisyonu tarafından hazırlanan bu rapor, 30’dan fazla ülkeden hepatoloji, onkoloji ve halk sağlığı uzmanlarının ortak çalışmasıyla ortaya çıktı. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Organ Nakli Sorumlusu Doç. Dr. Veysel Umman, “Dünya çapındaki en saygın kurumların verilerine dayanan bu rapor, küresel ölçekte ciddi bir uyarı niteliğinde. Eğer gerekli adımlar atılmazsa, 2050 yılına gelindiğinde her yıl 1,5 milyon yeni karaciğer kanseri vakası ile karşı karşıya kalabiliriz.” ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Umman, mevcut tabloyu şöyle değerlendirdi:
“Karaciğer kanseri toplumda yeterince gündeme gelmese de, sessiz ve ölümcül bir şekilde yayılıyor. Araştırmaya göre pandemi öncesi ve sonrası veriler kıyaslandığında; 2022 yılında 870 bin yeni vaka görülürken, 2050’de bu sayının 1 milyon 520 bine ulaşması bekleniyor. Bu artış, göz ardı edilen büyük bir küresel sağlık krizine işaret ediyor. Sinsice büyüyen bir tehdit söz konusu. Oysa yıllık sadece yüzde 2’lik bir düşüş bile önümüzdeki 25 yılda 8,8–17,3 milyon vakayı engelleyebilir ve 7,7–15,1 milyon insanın hayatını kurtarabilir.
Ülkemizde de Giderek Büyüyen Bir Sağlık Problemi
Araştırma verilerine göre, 2022 yılında dünya genelinde yaklaşık 870 bin kişinin hepatoselüler karsinom (HCC) tanısı aldığına dikkat çeken Doç. Dr. Veysel Umman, bu sayının 2050 yılında 1,5 milyonun üzerine çıkmasının öngörüldüğünü vurguladı. Türkiye’de de benzer bir artış eğiliminin görüldüğünü belirten Doç. Dr. Umman, sözlerine şu şekilde devam etti:
“HCC, dünya genelinde en sık rastlanan 6. kanser türü olmasının yanı sıra, kanser kaynaklı ölümlerde 3. sırada yer alıyor. Türkiye’de ise karaciğer kanseri, tüm kanserler arasında ilk 10 içerisinde bulunmasa da, özellikle yüksek ölüm oranları nedeniyle büyük önem taşıyor. Bu yönüyle karaciğer kanseri yalnızca küresel ölçekte değil, ülkemiz açısından da ciddi bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor.
Bilimsel Bulgular, Sahadaki Gözlemleri Doğruladı!
Doç. Dr. Veysel Umman, yapılan araştırmanın uzun süredir sahada gözlemlenen bulguları bilimsel verilerle teyit ettiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Karaciğer kanseri bir kader değil. Erken dönemde tespit edildiğinde önlenebilir bir hastalık. Hepatit aşılarının yapılması, sağlıklı kilo kontrolü, alkol tüketiminin azaltılması ve düzenli sağlık kontrolleri ile bu kanser türünün gelişimi büyük ölçüde engellenebilir.
Türkiye’de Karaciğer Yağlanmasındaki Hızlı Artış Endişe Yaratıyor!
Doç. Dr. Veysel Umman, Türkiye’de hepatit B taşıyıcılığının yaygın olması nedeniyle karaciğer kanseri vakalarının önemli bir bölümünün bu enfeksiyonla bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Ancak son yıllarda giderek artış gösteren MASLD (Metabolik Disfonksiyonla İlişkili Steatotik Karaciğer Hastalığı) ya da halk arasında bilinen adıyla karaciğer yağlanması konusunun da ciddi bir sağlık riski oluşturduğunu vurguladı.
Türkiye’de obezite ve diyabete bağlı karaciğer yağlanması vakalarının belirgin şekilde yükseldiğini belirten Doç. Dr. Umman, “Karaciğer yağlanması; obezite, insülin direnci, hipertansiyon ve yüksek kolesterol gibi metabolik rahatsızlıklarla birlikte ortaya çıkıyor. Hastalık ilerlediğinde siroza ve sonrasında karaciğer kanserine dönüşebiliyor. Zaten karaciğer kanserinin en büyük tetikleyicisi, karaciğerin siroz geliştirmiş olmasıdır. Özellikle alkol tüketmeyen bireylerde dahi, yağlanmanın siroza dönüşmesi sonucunda kanser gelişebildiğini göstermesi açısından bu tablo oldukça önemlidir.” dedi.
Halk arasında görece “masum bir sorun” olarak algılanan ya da çoğu zaman göz ardı edilen karaciğer yağlanmasının mutlaka ciddiye alınması gerektiğini belirten Umman, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Karaciğer yağlanması çoğu zaman sessiz ilerler, kişi herhangi bir belirti hissetmeyebilir. Ancak süreç, karaciğerde ciddi hasarlara yol açarak siroza ve kansere dönüşebilir. Bu nedenle düzenli kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları hayati önem taşır.
Viral Hepatitler, Karaciğer Kanseri Vakalarının Yükselişinde Belirleyici Rol Oynuyor!
Karaciğer kanseri vakalarının hızla artmasının temel nedenleri arasında viral hepatitlerin (özellikle Hepatit B ve C) yaygınlığı, alkol tüketimi, obezite, karaciğer yağlanması ve diyabetin artışı olduğunu belirten Doç. Dr. Veysel Umman, açıklamalarına şu şekilde devam etti: “Korunma açısından kritik öneme sahip aşılama çalışmaları, özellikle gelişmekte olan ülkelerde yeterince uygulanamıyor. Öte yandan, gelişmiş ülkelerde sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı, karaciğer yağlanmasını ciddi bir risk unsuru haline getiriyor. Uzun süreli ve yoğun alkol kullanımı ise siroz gelişimine ve sonrasında hepatoselüler karsinom (HCC) riskine yol açıyor. Bu üç ana etkenin birleşimi, HCC vakalarının yüzde 60’ından fazlasının ortaya çıkışını açıklıyor. En çarpıcı nokta ise, bu faktörlerin büyük ölçüde önlenebilir olması.
Siroz, Alkol Kullanmayanlarda da Görülebiliyor!
Doç. Dr. Umman, karaciğer hastalıklarının çoğu zaman yalnızca alkolle ilişkilendirildiğini, ancak güncel verilerin sağlıksız beslenme, fazla kilo ve hareketsiz yaşamın da karaciğere ciddi zararlar verebildiğini ortaya koyduğunu belirtti. “Üstelik bazı kişilerde kanser, siroz oluşmadan bile gelişebiliyor. Yani vücut herhangi bir belirti göstermese de, altta yatan genetik faktörlerin tetiklediği bu sürece karşı dikkatli olmamız gerekiyor.” diye ekledi.
Risk Grubundakiler Kontrollerini Düzenli Yapmalı!
Yeni yapılan bilimsel analizler, karaciğer sağlığını korumak için alınabilecek önlemleri bir kez daha gündeme taşıdı. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri’nden Doç. Dr. Veysel Umman, özellikle belirli risk gruplarını uyararak şunları söyledi: “Fazla kilolu olanlar, şeker, tansiyon veya kolesterol sorunu yaşayanlar, karaciğerinde yağlanma tespit edilenler, ailesinde karaciğer hastalığı öyküsü bulunanlar ve hepatit virüsü taşıyan veya aşısını yaptırmamış kişiler yılda en az bir kez kan testleriyle karaciğer enzimlerini kontrol ettirmelidir. Gerektiğinde ultrason veya karaciğerin elastikiyetini ölçen ileri görüntüleme yöntemleriyle karaciğerin durumu daha detaylı şekilde değerlendirilebilir.
Karaciğer sağlığını korumanın en etkili yöntemlerinden biri de kilo kaybıdır. Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, alkolü sınırlama, rutin kontroller ve hepatit aşıları sayesinde karaciğeri kanser riskinden korumak mümkündür. Nakil için başvuran alıcı adaylar kadar sağlıklı bağışçılarda dahi karaciğer yağlanmasına sıkça rastlanıyor. Bu durumda öncelikle kilo verme programları uygulanıyor; karaciğerdeki yağlanma azaldığında kişileri nakil değerlendirmesine alıyoruz.
Erken Teşhis ile Tedavi Mümkün
Hepatoselüler karsinomda, tıpkı diğer pek çok kanser türünde olduğu gibi erken teşhisin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Umman, “Erken evrede yakalanan hastalarda cerrahi müdahale, ablasyon veya karaciğer nakli gibi tedavi yöntemleriyle şifa sağlanabiliyor. Fakat tanı geciktiğinde kanser ilerliyor, tedavi olanakları azalıyor ve yaşam süresi kısalıyor. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin her 6 ayda bir karaciğer ultrasonu yaptırmaları büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
Sinsi Seyreden Hastalık Önlemlerle Kontrol Altına Alınabilir!
Raporun öne çıkan sonuçlarından biri, karaciğer kanserlerinin en az yüzde 60’ının önlenebilir olduğunun gösterilmesi oldu. Bu önlenebilirlik, karaciğerde iltihap ve hücre kaybına yol açan hepatit B ve C virüslerinin (HBV, HCV) kontrolü ile metabolik hastalıklar (MASLD) ve alkol kullanımının düzenlenmesiyle mümkün. Doç. Dr. Umman, konuya ilişkin olarak şunları söyledi:
“Karaciğer kanserinin en sık görülen nedeni 2022 yılında olduğu gibi 2050 yılında da hepatit B (HBV) olacak. Ancak bu oranın yüzde 39’dan yüzde 36,9’a gerilemesi bekleniyor. Öte yandan, alkol kaynaklı karaciğer hasarı ve metabolik kaynaklı steatohepatit (MASH) hızla artıyor ve bu faktörler tamamen önlenebilir riskler arasında yer alıyor.
Herkesin Üstlenmesi Gereken Önemli Sorumluluklar Var!
Sessiz ilerleyen bu krize karşı herkesin üzerine düşen sorumlulukları hatırlatan Doç. Dr. Veysel Umman, çözüm yollarını şöyle özetledi: “Aşı uygulamalarından düzenli taramalara, sağlıklı yaşam alışkanlıklarından devlet politikalarına kadar atılacak her adım, hayatta kalma mücadelesinde kritik bir avantaj sağlıyor. Ancak bu yalnızca planlı ve koordineli bir yaklaşımla mümkün. Bu plan çerçevesinde hem devletin hem de bireylerin aktif katkısı gerekiyor. Ulusal aşı kampanyaları, yaygın tarama programları, sigara ve alkol kullanımını azaltıcı politikalar ile sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı eğitimleri bir araya geldiğinde, ‘sessiz fırtına’nın seyrini değiştirmek mümkün. İlerleyen karaciğer yetmezliği ve ardından gelişen siroz, kanserin temel zeminini oluşturuyor. Karaciğer kanseri sessiz ilerleyebilir, fakat biz sessiz kalamayız.
Karaciğer Yağlanmasını Hafife Almayın, Düzenli Kontrollerinizi Yapın!
Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman açıklamasını şöyle noktaladı: “Karaciğer kanseri sessiz ilerleyen, ancak erken müdahale ile önlenebilecek bir hastalıktır. The Lancet dergisinde yayımlanan çok merkezli bu yeni araştırma, hem bireyler hem de sağlık sistemi açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Karaciğer yağlanmasını hafife almayın ve kontrollerinizi aksatmayın. Eğer şimdi adım atmazsak, 2050 çok hızlı gelecek ve müdahale için geç kalabiliriz. Unutmayın, karaciğer uzun süre sessiz kalır, ama bir gün sinyal verdiğinde artık iş işten geçmiş olabilir.
