Görme Sorunlarında Erken Müdahale Hayat Kurtarır!
Diyabetin Körlük Üzerindeki Etkisi ve Önlenmesi
Doç. Dr. Burak Erden, diyabetin vücutta kan şekeri seviyesinin bozulmasına yol açan ve zamanla birçok organda kalıcı hasarlara neden olabilen bir hastalık olduğunu belirtti. Erden, diyabetin gözlerdeki damar yapısına zarar vererek retina dokusunun bozulmasına yol açan diyabetik retinopatiyi de açıkladı. Ayrıca, yaşa bağlı makula dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı) ve diyabetik retinopati gibi şekerin sinir dokularına verdiği hasarların, ileri yaşlardaki görme kayıplarının yüzde 82’sine neden olduğunu vurguladı.
Erken dönemde yapılan göz muayeneleriyle retina hasarlarının tespit edilebileceğini ve tedavi ile görme kaybının engellenebileceğini ifade eden Doç. Dr. Erden, diyabet tanısı almış kişilerin mutlaka bir göz hastalıkları uzmanına muayene olmaları gerektiğini söyledi.
Glokom, Görme Kaybının Gizli Sebebidir!
Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, tedavi edilmezse körlüğe yol açabilen bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Burak Erden, glokomun göz içindeki basıncın yükselmesi sonucu optik sinirlerde hasara yol açtığını ifade etti. Erden, glokomun başlangıç aşamasında herhangi bir belirti vermediğini, ancak zamanla görme kaybının başladığını ve tedavi edilmezse körlüğe kadar ilerleyebileceğini vurguladı.
Göz hekimleri tarafından “sinsi” olarak tanımlanan glokom, erken teşhis edilmediği takdirde ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Erden, hastalığın en tehlikeli yönünün, görme kaybı başladıktan sonra bu kaybın geri dönüşünün mümkün olmaması olduğunu söyledi.
Glokomun genellikle rutin göz muayenelerinde teşhis edildiğini belirten Erden, erken tanı almış bir glokom hastasının görme seviyesinin korunabileceğini belirtti. “Glokom tedavisinin amacı, hastanın görme seviyesini korumaktır” diyerek, erken tanının bu hastalığa karşı büyük bir öneme sahip olduğunu vurguladı.
Katarakt İçin Ameliyat: Tek Tedavi Yöntemi
Doç. Dr. Erden, kataraktın gözdeki doğal, şeffaf lensin zamanla ve çevresel faktörlerin etkisiyle bulanıklaşarak net görüşü engelleyen bir durum olduğunu belirtti. Erden, kataraktın en fazla yaşlılarda görüldüğünü, ancak her yaşta, hatta doğumla bile gelişebileceğini söyledi. Ayrıca, göz yaralanmaları, diyabet, kortizonlu ilaç kullanımı ve metabolizma hastalıklarının katarakt gelişimine neden olabileceğine dikkat çekti.
Başlangıçta kataraktın görmeyi çok fazla etkilemediğini belirten Doç. Dr. Erden, zamanla görme şikayetlerinin arttığını ve bu sürecin bazen aylar, bazen de yıllar sürebileceğini ifade etti. Kişi günlük aktivitelerini yaparken zorluk yaşamaya başladığında, göz doktoruna başvurduğunu vurgulayan Erden, yaşa bağlı kataraktların önlenmesinin mümkün olmadığını belirtti.
Kataraktın ilaçla tedavi edilemeyeceğini belirten Erden, katarakt tedavisinin tek çözümünün ameliyat olduğunu söyledi. Günümüz teknolojisinde kullanılan akıllı merceklerin, katarakt tedavisinin ardından hayat boyu net görüş sağladığını sözlerine ekledi.
50 Yaş Üstü Bireylerde Sarı Nokta Hastalığına Dikkat!
Doç. Dr. Erden, 50 yaş ve üzerindeki bireylerde sıkça görülen sarı nokta hastalığının, görme kaybına yol açabileceğini belirtti. Erden, bu hastalığın genellikle yaş ve genetik faktörler ile sigara kullanımı ve obezite gibi çevresel etkenlerle ilişkili olduğunu söyledi. Sarı nokta hastalığı, gözdeki ‘makula’ adı verilen görme noktasında ortaya çıkarak merkezi görmeyi etkiler.
Sarı nokta hastalığının belirtileri arasında, kişinin baktığı yerleri net görememesi, renklerin soluk görünmesi, karanlık alanların oluşması ve düz çizgilerin eğriliği yer almaktadır. Erken dönemlerde fark edilmezse, hastalık ilerleyerek kişide ciddi görme kayıplarına neden olabilir. İleri safhalarda, hasta kendi yemeğini yemekte veya okumakta büyük zorluklar yaşayabilir.
Doç. Dr. Erden, 50 yaş üzerindeki kişilerin retina muayenesinin, düzenli göz muayeneleri arasında yer alması gerektiğini vurguladı. Sarı nokta hastalığı erken dönemde fark edilir ve tedaviye başlanırsa, görme kaybının ilerlemesi durdurulabilir ve hatta görme seviyesinde artış sağlanabilir.
Sarı nokta hastalığından korunmak için güneş gözlüğü kullanımı ve sağlıklı beslenmenin önemine değinen Erden, özellikle obezite durumunda kilo vermek, yeşil sebzeler ve omega-3 içeren besinler tüketmek gerektiğini söyledi. Ayrıca, kardiyovasküler hastalıkları olanların bu hastalıkları tedavi ettirmesi ve sigara kullananların sigarayı bırakması gerektiği gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sarı nokta hastalığına karşı koruyucu etkisi olduğunu belirtti. Özel ultraviyole filtreli güneş gözlüklerinin kullanılması da önemli bir koruyucu önlem olarak önerilmektedir.
