Evde maruz kalınan hava kirliliği KOAH gelişme riskini yükseltiyor!

Kış aylarında insanların büyük kısmını ev ve ofis gibi kapalı ortamlarda geçirmesi, bazı sağlık sorunlarının ortaya çıkma riskini artırabiliyor. Bu risklerin başında ise akciğerleri tehdit eden KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) geliyor. KOAH; akciğerlerdeki hava yollarının geri dönüşümsüz biçimde daralmasıyla seyreden, ilerleyici ve kronik bir solunum yolu hastalığı olarak tanımlanıyor. Hastalık, sigara dumanı başta olmak üzere zararlı partiküller ve çeşitli gazlara uzun süre maruz kalınması sonucunda zamanla gelişiyor. KOAH vakalarının yaklaşık yüzde 70–80’inin temel nedenini sigara kullanımı oluştururken, sigara içmeyen kişilerde ise pasif sigara dumanına maruz kalmak önemli bir risk faktörü olarak öne çıkıyor.

Biyomas Maruziyeti Ne Anlama Geliyor?

Sigara kullanmayan bireylerde ortaya çıkan KOAH vakalarının önemli bir kısmının temelinde ev ortamındaki hava kirliliği yer alıyor. Bu kirliliğin başlıca nedenlerinden biri ise “biyomas maruziyeti” olarak tanımlanıyor. Evlerin ısıtılması ya da yemek hazırlanması sırasında odun, kömür veya tezek gibi yakıtların yakılmasıyla açığa çıkan duman ve zararlı partiküller, uzun süre solunduğunda KOAH gelişme riskini belirgin şekilde artırabiliyor.

Buna ek olarak, yaşam alanlarında yeterli havalandırmanın sağlanmaması, filtre bakımı düzenli yapılmayan klimalar, tozu tutan halı ve kilimler, yoğun kimyasal içeren temizlik ürünleri ile ev içinde çamaşır kurutulması da solunum yollarını olumsuz etkileyen diğer faktörler arasında yer alıyor. Tüm bu etkenler, KOAH’lı bireylerde akciğer dokusunda iltihabın artmasına yol açarken, hastalığın belirtilerinin daha şiddetli seyretmesine de neden olabiliyor.

Şikâyetler Hafife Alınıyor, Uzman Desteğine Geç Başvuruluyor!

KOAH çoğu zaman sinsi bir şekilde başlayan ve ilerledikçe nefes darlığıyla kendini belli eden bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Uzun süren öksürük, balgam üretimi, hırıltılı solunum ve göğüste baskı ya da sıkışma hissi en yaygın belirtiler arasında yer alıyor. Buna rağmen risk altında olan pek çok kişi, belirtilerin hafif olduğunu düşünerek ya da henüz belirgin bir şikâyeti olmadığı gerekçesiyle hekime başvurmayı erteliyor. Bu gecikme ise hastalığın tanı ve tedavi sürecinin ileri evrelere kalmasına yol açabiliyor.

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fidan Yıldız, KOAH’ın erken dönemde saptanmasının hastalığın seyri açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor. Tanı sürecinde temel değerlendirme yöntemi olarak solunum fonksiyon testi yani spirometrinin öne çıktığını belirten Yıldız, tanının netleştirilmesi için akciğer röntgeni, kandaki oksijen düzeyinin ölçülmesi ile kan tetkikleri ve egzersiz testlerinden de yararlanıldığını ifade ediyor. KOAH’ın yönetiminin sadece ilaç tedavisiyle sınırlı olmadığını dile getiren Prof. Dr. Yıldız, sigara ve diğer tütün ürünlerinin bırakılması, düzenli tıbbi kontroller ve hasta ile hekim arasındaki güçlü iş birliğinin tedavi başarısını belirleyen temel unsurlar arasında yer aldığını söylüyor.