Çocukluk Çağı Aşıları Hastalıklara Karşı Güçlü Koruma Sağlıyor!
Aşılar, bağışıklık sisteminin belirli enfeksiyon etkenlerini önceden tanımasını ve bu etkenlerle karşılaşıldığında daha hızlı yanıt vermesini sağlayan en önemli koruyucu sağlık uygulamalarından biri. Özellikle çocukluk döneminde uygulanan aşılar, ciddi seyredebililen ve kalıcı sağlık sorunlarına neden olabilen pek çok hastalığa karşı korunmada önemli rol oynuyor.
Aşıların temel amacı, bağışıklık sistemine hastalık oluşturan mikroorganizmaları önceden tanıtmak. Aşıların içeriğinde, ilgili mikroorganizmanın zayıflatılmış veya etkisiz hale getirilmiş formları ya da bağışıklık sisteminin tanıyabileceği belirli parçaları bulunabiliyor. Böylece bağışıklık sistemi herhangi bir hastalık geçirilmesine gerek kalmadan savunma mekanizmalarını geliştirebiliyor.
İlerleyen dönemde kişi aynı enfeksiyon etkeniyle karşılaştığında ise daha önce oluşturulan bağışıklık yanıtı devreye giriyor. Bağışıklık sisteminin mikrobu daha hızlı tanıması ve etkili şekilde mücadele etmesi sayesinde hastalığın ortaya çıkması önlenebiliyor veya hastalık daha hafif seyredebililiyor.
Aşıların önemi yalnızca bireysel korunmayla da sınırlı kalmıyor. Aşılama oranlarının yüksek olması, toplum içinde enfeksiyonların yayılmasının azaltılmasına ve özellikle hastalıklar açısından daha hassas durumda olan kişilerin korunmasına da katkı sağlıyor.
Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Meltem Güneş Aslan, “1-31 Ağustos Ulusal Aşı Farkındalık Ayı” kapsamında çocukluk çağı aşılarının önemi, aşılama takvimi ve ailelerin merak ettiği konular hakkında bilgiler veriyor.
Bebekler enfeksiyonlara karşı daha savunmasız
Bebeklik ve çocukluk döneminde aşılama büyük önem taşır. Yenidoğan bebekler, dış dünyadaki mikroplara karşı henüz tamamen gelişmemiş bir bağışıklık sistemine sahiptir. Anneden plasenta aracılığıyla bebeğe geçen koruyucu antikorlar da yaşamın ilk aylarında giderek azalır. Bu nedenle doğumdan sonraki ilk günler ve aylarda başlayan aşılama, bağışıklık sistemi henüz gelişmekte olan bebek ve çocukların ölümcül olabilen veya kalıcı hasara yol açabilen bulaşıcı hastalıklardan korunmasına yardımcı olur.
Aşılama yalnızca aşılanan çocuğun sağlığı açısından değil, toplum sağlığı açısından da önem taşır. Bir enfeksiyon etkenine karşı toplumun büyük bölümünün aşılanması, hastalığın yayılma zincirinin kırılmasına katkı sağlar. Sürü bağışıklığı olarak ifade edilen bu durum sayesinde, henüz aşılaması tamamlanmamış küçük bebekler ile kanser hastaları gibi bağışıklık sistemi düşük bireylerin de enfeksiyonlardan dolaylı olarak korunması mümkün olur.
Ulusal aşı takviminde hangi aşılar bulunuyor?
Çocukluk dönemi ulusal aşı takvimi;
- Difteri
- Boğmaca
- Tetanoz
- Çocuk felci
- Tüberküloz
- Kızamık
- Kızamıkçık
- Kabakulak
- Suçiçeği
- Hepatit A
- Hepatit B
- Hemofilus influenza tip b
- Streptococcus pneumonia
Bunların yanı sıra influenza (grip) aşısı, rotavirüs aşısı, meningokok aşısı, RSV aşısı ve HPV aşısı da doktorun tavsiyesi doğrultusunda farklı yaş gruplarında uygulanabilecek aşılar arasında yer alır.
Aşılama doğumdan hemen sonra başlıyor
Bebek ve çocuklarda aşılama, doğumdan hemen sonra uygulanan Hepatit B aşısı ile başlamaktadır. Hayatın ilk 1-2 yılı içerisinde birincil koruma serisi tamamlanırken, ilerleyen yaşlarda farklı dönemlerde uygulanan pekiştirme dozlarıyla bağışıklığın devamlılığı sağlanmaktadır. Prematüre bebeklerde de aşılama süreci özel bir önem taşımaktadır. Prematüre bebeklere aşılar, gebelik haftasından bağımsız olarak takvim yaşına göre uygulanmaktadır. Aşılar tam doz olarak ve uygun aralıklarla yapılmaktadır. Hepatit B aşısının ilk dozunda ise bebeğin vücut ağırlığı dikkate alınarak ilk doz bebeğin vücut ağırlığı 2000 grama ulaştıktan sonra uygulanmaktadır.
Aşı takibinde ailelerin rolü büyük
Ailelerin çocuklarının aşılarını zamanında yaptırmaları ve aşı takvimini düzenli şekilde takip etmeleri da büyük önem taşır. Düzenli hekim kontrolleri sırasında çocukların aşı durumları değerlendirilerek takip edilmektedir. Herhangi bir nedenle aşı takviminde gecikme yaşanması veya bazı aşıların zamanında yapılamaması durumunda ise aşılama için süreç tamamen kaybedilmez. Kaçırılan aşıların, doktor tarafından belirlenen yeni bir takvim doğrultusunda tamamlanabilmektedir.
Aşıların yan etkileri çoğunlukla hafif ve geçici
Aşı uygulamalarından sonra genellikle herhangi bir yan etki görülmezken, bazı kişilerde geçici ve hafif yan etkiler ortaya çıkabilir. Aşıya bağlı en sık görülen yan etkiler arasında aşının uygulandığı bölgede kızarıklık ve şişlik, hafif ateş, baş ağrısı, kas ağrısı ve döküntü olabilir. Nadiren alerjik reaksiyonlar gibi daha ciddi yan etkiler de görülebilir.
Aşıların güvenilirliğine ilişkin değerlendirmeler ise uzun ve titiz bilimsel süreçlerden geçer. Aşılar, etkinlikleri ve yan etki gelişimi açısından klinik çalışmaları tamamlandıktan sonra ruhsatlandırılır. Üretim ve dağıtım aşamalarında da çok sıkı kontrollerden geçirilir. Türkiye’de kullanılan aşılar; Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Avrupa İlaç Ajansı (EMA), ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) veya T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından ruhsatlandırılmış aşılardan oluşur.
Bilimsel araştırmalar aşılar ile otizm arasında ilişki olmadığını gösteriyor
Aşılarla ilgili toplumda zaman zaman çeşitli yanlış inanışlar da gündeme gelebilir. Bunlardan biri, aşıların otizm spektrum bozukluğuna neden olduğu yönündeki iddialardır. Bu iddialar üzerine çok sayıda bilimsel araştırma yapılmış ve aşılar ile otizm arasında bir ilişki olmadığı ortaya konulmuştur. Aşılama sonrasında ortaya çıkabilen hafif ateş ve kırgınlık gibi belirtiler, hastalık geliştiği anlamına gelmez. Bu belirtiler, bağışıklık sisteminin aşıya verdiği yanıtın bir sonucu olarak görülür.
Aşılar çocuk ve toplum sağlığı açısından hayati önem taşıyor
Çocukların aşılarının düzenli olarak yaptırılması ve aşı takviminin sağlık çalışanlarıyla iş birliği içerisinde takip edilmesi gerekmektedir. Bağışıklama programları, bulaşıcı hastalıkların azaltılması ya da tamamen ortadan kaldırılmasında en etkin ve en ekonomik müdahale yöntemlerinden biridir. Bağışıklama sayesinde her yıl milyonlarca çocuğun hayatının korunmasına katkı sağlanmaktadır.
