Bahar Alerjileri Nedeniyle Lazer Göz Ameliyatlarına Talep Artıyor!

Bahar aylarında kontakt lens kullanımına bağlı sorunların arttığını belirten Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Sezer Hacıağaoğlu, bu dönemde lazer göz cerrahisine yönelimin belirgin şekilde yükseldiğini vurguluyor. Özellikle mevsimsel alerjik konjonktivit yaşayan bireylerin gözlerde kaşıntı, yanma, kızarıklık ve kontakt lensle uyumsuzluk gibi şikâyetlerle karşılaştığını ifade eden Hacıağaoğlu, bu problemlerin kalıcı çözüm arayışını artırdığını dile getiriyor.

Bahar aylarında artan polen, toz ve diğer alerjenler, kontakt lens kullanan kişilerde önemli rahatsızlıklara yol açabiliyor. Mevsimsel alerjik konjonktivit sorunu yaşayan bireylerde bu dönemde kaşıntı, yanma, kızarıklık ve lens toleransında azalma gibi şikâyetler sık görülüyor. Bu durumun lazer göz cerrahisine olan ilgiyi artırdığını belirten Op. Dr. Hacıağaoğlu, lens kullanan hastalarda bahar aylarında şikâyetlerin belirgin şekilde arttığını söylüyor.

Hacıağaoğlu, “Gözde kuruluk, batma ve alerjik reaksiyonlar nedeniyle lens kullanımı oldukça zor hale gelebiliyor. Bu da pek çok kişiyi kalıcı çözüm sunan lazer cerrahisine yönlendiriyor. Tıp alanında teknolojik gelişmelerin en hızlı hissedildiği alanlardan biri göz cerrahisi. Otuz yılı aşkın süredir güvenle uygulanan lazer tedavileri, günümüzde kısa işlem süreleriyle gözlük ve lenslere veda etme imkânı sağlayabiliyor” ifadelerini kullanıyor.

Kaygılar Ortadan Kaldırıyor

Göz cerrahisinde yıllardır uygulanan SMILE yönteminin, robotik cerrahinin gücüyle birleşerek SMILE Pro’ya dönüştüğünü belirten Op. Dr. Sezer Hacıağaoğlu, bu değişimi şu sözlerle özetliyor:

“Aslında temel yaklaşım aynı olsa da sistemin içine robotik cerrahinin dahil olması her şeyi değiştirdi. Eskiden dakikalar süren işlemler, artık inanılmaz bir hızla yapılabiliyor. Öyle ki, SMILE Pro ile tedavinin lazer aşaması sadece 9 saniye sürüyor. Bu süre hem biz hekimler hem de hastalar için büyüleyici bir hız.”

SMILE Pro teknolojisi, cerrahi süreci teknik bir müdahale olmanın ötesine taşıyarak hasta için üst düzey bir konfor deneyimine dönüştürüyor. Op. Dr. Hacıağaoğlu, bu teknolojik ferahlığın psikolojik etkilerini şu şekilde detaylandırıyor:

“SMILE Pro’da hastayı çevreleyen ve görüşü kısıtlayan tünel tipi yapılar tamamen devre dışı bırakılmıştır. Operasyon süresince sedyede uzanırken önünüzün tamamen açık olması, klostrofobik endişelere son vererek cerrahi kaygıyı minimize eder. Sadece lokal anestezi sağlayan damlalar eşliğinde, robotik kolun milimetrik bir hassasiyetle yaklaşarak işlemi 9 saniye gibi rekor bir sürede tamamlaması, hastanın operasyon boyunca kendisini güvende ve ferah bir ortamda hissetmesini sağlar.”

Günlük Hayata Hızlı Dönüş Sağlıyor

Yöntemin sunduğu en kritik klinik avantaj, cerrahi müdahalenin mikro düzeyde tutulması olduğunu belirten Op. Dr. Hacıağaoğlu şunları söylüyor:

“Operasyon sırasında gözde sadece 2 mm’lik mini bir kesi yapılıyor. Bu, doku bütünlüğünün maksimum seviyede korunması demek. Dokuya gösterilen bu hassasiyet, aslında hastanın ertesi güne kısıtlama olmadan taptaze bir bakışla uyanması demek. Hasta net bir görüşe kavuşurken, gözün o doğal ve güçlü yapısını da en üst düzeyde korumuş oluyoruz. Geleneksel yöntemlerde sıkça görülen göz kuruluğu riski bu yöntemde minimuma iniyor. Bu da özellikle ekran başında çok vakit geçiren profesyoneller için SMILE Pro’yu ilk tercih haline getiriyor.”

Lazer Cerrahisi Kimler İçin Uygun?

Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, lazer tedavileri için uzman bir hekimin detaylı muayenesi şart. Dr. Hacıağaoğlu, her vakanın titizlikle incelenmesi gerektiğinin altını çizerek uygunluk konusunda şöyle konuşuyor:

“18-40 yaş arası 8 dereceye kadar miyop, 6 dereceye kadar hipermetrop ve astigmat olan hasta grubunda lazer tedavisi ilk seçenek olarak kabul edilir. 

Hastanın göz yapısı ve uygunluğu göz önünde bulundurulduğunda ilk tercih SMILE Pro’dur. SMILE Pro yöntemine uygun olmayan göz yapısına sahip kişilere iLASIK yöntemi uygulanabilir. Korneası daha ince olan hastalarda ise yüzeye uygulanan lazer yöntemleri (PRK, LASEK, Trans-PRK) tercih edilebilir. 40-45 yaş üzerindeki, yakın görme probleminin (presbiyopi) başladığı hastalarda ise hem uzağı hem yakını düzelten göz içi lens uygulamaları daha ideal bir çözüm olmaktadır. Bu yöntemle, aynı zamanda katarakt sorunu da tek seansta ortadan kaldırılabilmektedir.