Çocuğunuz İsmine Yanıt Vermeyip Sizi Duymuyor Gibi Davranıyorsa Dikkat!

Otizm spektrum bozukluğu (OSB), özellikle sosyal iletişim ve etkileşim alanlarında farklılıklara yol açabilen gelişimsel bir durum olarak tanımlanıyor. Bazı çocuklarda tekrarlayıcı davranışlar ve duyusal farklılıklar da tabloya eşlik edebiliyor. Belirtilerin ortaya çıkış biçimi ve şiddeti ise her çocukta farklılık gösterebiliyor.

Uzmanlar, otizme ilişkin bazı işaretlerin erken çocukluk döneminde fark edilebildiğine dikkat çekiyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, özellikle yaklaşık 1,5 yaşından itibaren çocuğun sosyal iletişim davranışlarının yakından takip edilmesinin önemli olduğunu belirtiyor.

Çocuğun karşısındaki kişinin gülümsemesine karşılık vermemesi, adıyla seslenildiğinde dönüp bakmaması veya seslenmeye belirgin bir tepki göstermemesi, erken dönemde dikkat çekebilen işaretler arasında yer alabiliyor. Bununla birlikte tek bir davranışın tek başına otizm tanısı anlamına gelmediğini ve belirtilerin çocuklar arasında farklı biçimlerde görülebileceğini unutmamak gerekiyor.

Otizm spektrum bozukluğunda sosyal iletişim ve etkileşim alanındaki güçlüklerin yanı sıra tekrarlayan hareketler, belirli rutinlere yoğun bağlılık veya ses, ışık, dokunma gibi duyusal uyaranlara karşı farklı tepkiler de görülebiliyor. Dil gelişimindeki farklılıklar da bazı çocuklarda erken dönemde dikkat çekebiliyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, erken dönemde fark edilen gelişimsel farklılıkların değerlendirilmesinin önemine dikkat çekiyor. Çocuğun davranışlarının yaşına ve gelişimsel özelliklerine göre uzman tarafından değerlendirilmesi, ihtiyaçların doğru şekilde belirlenmesine ve gelişimin desteklenmesine katkı sağlayabiliyor.

Otizm, sosyal iletişim ve etkileşimde zorlanmalarla seyrediyor!

Otizmin sosyal iletişim ve etkileşim alanlarında yaşanan güçlüklerin yanı sıra tekrarlayıcı, basmakalıp davranışlar ve duyusal hassasiyetlerle seyreden nörogelişimsel bir durum olarak tanımlandığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Günümüzde otizm, tek bir tablo yerine farklı özellik ve düzeylerin bir arada bulunduğu ‘otizm spektrum bozukluğu’ kavramıyla ele alınıyor.” dedi.

Geçmişte Asperger sendromu ve atipik otizm gibi ayrı tanılarla ifade edilen bazı durumların da artık otizm spektrumu içerisinde değerlendirildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Spektrumda özellikle sosyal iletişim ve etkileşim alanındaki güçlükler ön plana çıkıyor.” diye konuştu.

İlk belirtiler 1,5 yaş civarında görülebiliyor!

Otizm spektrumuna ilişkin bazı belirtilerin yaklaşık 1,5 yaşından itibaren fark edilebildiğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Luş, şöyle devam etti:

“Çocuğun sosyal etkileşimde zorlanması, sosyal gülümsemeye karşılık vermemesi, ismiyle seslenildiğinde bakmaması veya seslenmeye tepki vermemesi erken dönemde dikkat çekebilen belirtiler arasında yer alıyor.

Bunun yanı sıra çocukların ebeveynleriyle birlikte oynanan ‘ce-ee’ gibi karşılıklı oyunlara katılmaması, bir nesne ya da yöne işaret edildiğinde oraya bakmaması ve çevresindeki kişilere ya da olaylara beklenen düzeyde ilgi göstermemesi de sosyal iletişim açısından değerlendirilmesi gereken işaretler arasında bulunuyor.”

Dil gelişimindeki farklılıklar dikkat çekiyor!

Otizm spektrumunda dil gelişiminin de farklı şekillerde etkilenebildiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Çocuğun hiç konuşmaması, konuşmanın yaşıtlarına göre gecikmesi veya konuşma gelişmiş olsa bile dilin sosyal iletişim amacıyla uygun şekilde kullanılmaması görülebiliyor.” dedi.

Özellikle ergenlik ve yetişkinlik döneminde ortaya çıkabilen durumlara da değinen Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Mecazları anlamakta zorlanma, sosyal iletişimi kendiliğinden başlatamama ve farklı sosyal ortamlara uygun dil kullanımı konusunda güçlük yaşama gibi durumlar da görülebiliyor. Bu özelliklerin görülme biçimi ve şiddeti, otizm spektrumundaki bireyler arasında farklılık gösterebiliyor.” açıklamasını yaptı.

Tekrarlayıcı davranışlar ve duyusal hassasiyetler görülebiliyor!

Otizmin bir diğer önemli özelliğini davranışsal farklılıkların oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Tekrarlayıcı hareketler ve basmakalıp davranışlar bunlar arasında yer alıyor.” dedi.

Bunun yanında duyusal uyaranlara karşı aşırı hassasiyet (hipersensitivite) veya uyaranlara karşı beklenenden daha az tepki verme (hiposensitivite) görülebildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Luş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ses, ışık, dokunma veya diğer duyusal uyaranlara verilen tepkiler bireyden bireye değişebiliyor. Bu nedenle otizm spektrum bozukluğunun tek tip bir görünümünün olmadığı, belirtilerin farklı bireylerde farklı düzeylerde ve biçimlerde ortaya çıkabileceği unutulmamalı.

Erken dönemde fark edilen sosyal iletişim, dil gelişimi ve davranışsal farklılıkların uygun şekilde değerlendirilmesi, çocuğun ihtiyaçlarının belirlenmesi ve gelişiminin desteklenmesi açısından önem taşıyor.”