Sevgiye Engel Olan Depersonalizasyon Bozukluğu!
Depersonalizasyon bozukluğu, günümüzde hâlâ oldukça gizemli bir psikolojik rahatsızlık olarak kabul edilmektedir. Peki, bu hastalık kaygı ve yoğun duygusal baskılarla tetiklenebilir mi? İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Bölümünden Doç. Dr. Işıl Göğcegöz, bireylerin kendilerini ve düşüncelerini yabancılaşmış hissetmelerine yol açan bu durumu sizler için açıkladı.
Dissosiyasyon, zihindeki bazı düşüncelerin ve duyguların, bağlı oldukları olay ve deneyimlerden koparak özerkleşmesi ve benliği etkileme sürecidir. Benlik tarafından kabul edilemeyen duygular ve düşünceler, zihinsel olarak ayrışır ve bu durum bellek, algılama, duyu, hareket ve otonom sinir sistemi üzerinde işlev bozukluklarına yol açar.
Bir stresörle karşılaşan kişinin normal psikobiyolojik baş etme kapasitesi yetersiz kaldığında, dissosiyasyon belirtileri daha şiddetli bir şekilde ortaya çıkar. Bu durumda disosiyatif bozukluklardan bahsedilmektedir.
Kendine Yabancılaşma: Duygusal Uzaklık
Dissosiyatif belirtiler arasında yer alan depersonalizasyon, kişinin kendine yabancılaşma yaşamasıdır. Bu durum, bireyin kendi benliğini, yüzünü, bedeninin belirli parçalarını veya bazen tümünü, hareketlerini ve duygularını değişmiş olarak algılamasına yol açar. Bazen kişi, bu durumu kendi bedeninden çıkmış gibi hissederek dışarıdan izliyormuş gibi tanımlayabilir.
Derealizasyonda ise, kişi çevresindeki insanları, eşyaları veya mekânı değişmiş veya farklı şekilde algılar. Bu belirtiler, genel popülasyonun yaklaşık %1-2’sinde görülmektedir. Kronik stresörler, alkol ve madde kullanımı, aşırı uykusuzluk gibi faktörler bu durumu tetikleyebilir ve zamanla kaybolabilir.
Ayrıca, depersonalizasyon ve derealizasyon belirtileri, şizofreni, depresyon, anksiyete bozuklukları, epilepsi ve organik beyin patolojileri gibi durumlarla da ilişkili olabilir. Daha nadir durumlarda, başka bir tanı olmaksızın sadece depersonalizasyon ve derealizasyon belirtileri günlerce veya haftalarca sürebilir. Bu durumda, depersonalizasyon-derealizasyon bozukluğu tanısı konulur.
Duygusal Bağları Zayıflatan Durumlar
Depersonalizasyon-derealizasyon bozukluğunun çocukluk çağı istismarı travmalarıyla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Özellikle duygusal istismar ve ihmal, bu semptomların gelişimi ile doğrudan ilişkilendirilmiştir.
Bu bozukluğun en uygun tedavi seçenekleri arasında bireysel psikoterapi, grup terapisi, çevresel koşulların iyileştirilmesi ve aile psikoterapisi yer almaktadır. Ayrıca, EMDR (göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme) yöntemi de uygulanmaktadır.
