Gece Saatlerinde Kalp Krizi Riski Yükseliyor!

Toplumda kalp krizi geçiren kişilerin çoğunlukla gece yarısı ya da sabaha karşı fenalaştığı sıkça dile getirilir. İlk bakışta bu durum rastlantı gibi görünse de aslında bilimsel bir temeli vardır. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, kalp rahatsızlıklarının gece saatlerinde artış göstermesinin nedenini şöyle açıklıyor: “Kalp krizi ve ritim bozukluklarının en sık görüldüğü zaman dilimi 03.00 ile 07.00 arasıdır. Bunun başlıca sebebi, vücudun biyolojik saati yani sirkadiyen ritmidir. Sabah saatlerine yaklaşırken vücudumuzun güne hazırlanabilmesi için kortizol ve katekolamin gibi adrenalin benzeri hormonların salgılanması artar. Bu hormonlar tansiyonu yükseltir, nabzı hızlandırır, pıhtılaşmayı tetikler ve damarların daralmasına neden olur. Özellikle damar tıkanıklığı sorunu olan bireylerde bu süreç kalp krizi riskini ciddi şekilde artırır” dedi.

Sirkadiyen ritim, yani vücudun doğal biyolojik saati, kalp damar sağlığı üzerinde doğrudan etkili bir mekanizmadır. Bu ritmin bozulması ise kalp ve damar sistemi üzerinde çeşitli olumsuz sonuçlar doğurabilir. Özellikle gece vardiyasında çalışan bireyler ya da sık sık farklı saat dilimlerine seyahat ederek jet lag yaşayan kişiler, uyku düzenlerinin bozulması, beslenme alışkanlıklarının düzensizleşmesi ve stres hormonlarının artışı nedeniyle risk altında bulunur.

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, vücut saatinin sürekli dengesizleşmesinin uzun vadede kalp hastalıkları riskini artırabileceğine dikkat çekerek şu uyarıda bulundu: “Tütün kullanımı, hareketsiz yaşam, yüksek kolesterol ve obezite gibi risk faktörlerinden uzak durmak, kalp sağlığını korumanın en önemli adımlarıdır. Düzenli uyku, dengeli beslenme ve aktif bir yaşam tarzı ile kalp-damar sistemimizi korumak mümkündür.

Zamanında Müdahale Kalbi Koruyor!

Kalp krizinde zamanında müdahale etmenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Nermina Alagiç, şu ifadeleri kullandı:
“Erken müdahale yalnızca yaşamı kurtarmakla kalmaz, aynı zamanda kriz sonrası gelişebilecek kalp yetmezliği riskini de azaltır. Özellikle gece saatlerinde ortaya çıkan belirtilerde, hastaların vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerekir. Bu belirtiler; göğüste baskı, sıkışma veya yanma hissi, ağrının sol kola, çeneye ya da sırta yayılması, nefes darlığı, soğuk terleme, çarpıntı, baş dönmesi, bayılma, bilinç değişikliği veya yoğun panik duygusu şeklinde görülebilir. Ambulans çağrıldıktan sonra hastaların efor sarf etmemesi son derece önemlidir, çünkü bu kalbin yükünü artırarak tabloyu ağırlaştırabilir. Ayrıca yalnız yaşayan kişilerin, yardım gelene kadar dış kapıyı açık bırakmaları müdahalenin gecikmesini önleyecektir.

Tedavi Edilmeyen Uyku Apnesi Kalp Krizi Riskini Artırıyor!

Uzm. Dr. Alagiç, gece saatlerinde yaşanan kalp krizlerinin önemli nedenlerinden birinin uyku apnesi olduğuna dikkat çekerek, şu bilgileri paylaştı: “Uyku apnesi, gece boyunca üst solunum yolunun tekrarlayan şekilde tıkanması ve nefesin belli sürelerle durmasıyla ortaya çıkar. Bu durum kalp sağlığı üzerinde ciddi baskı oluşturur ve kalp damar hastalıklarını tetikleyebilir. Dolayısıyla uyku apnesi mutlaka erken teşhis edilmeli ve uygun şekilde tedavi edilmelidir.

Uzm. Dr. Alagiç, gece saatlerinde kalp sağlığını korumak için 6 öneri paylaştı.

  1. Sirkadiyen ritmin korunması için her gün aynı saatte uyuyup uyanmaya özen gösterilmeli.
  2. Yatmadan önce ağır yemekler, alkol ve kafein tüketiminden uzak durulmalı.
  3. Fiziksel aktivite genel sağlık için çok önemli olsa da zamanlamasına dikkat edilmeli. Uyku saatine yaklaştıkça bedensel faaliyetlerden kaçınılmalı.
  4. Nefes egzersizi ve meditasyon gibi stres yönetimi teknikleri ile günlük yaşamın gerginliği azaltılmalı. 
  5. İlaç kullanan özellikle gece hipertansiyonu olan kişilerde, gece dozlarına dikkat edilmeli.
  6. Uyku apnesi gibi uyku bozuklukları olan hastalar polisomnografi yani uyku testine başvurulabilir.