Saç Dökülmesinde Günlük 50–100 Tel Doğal Bir Süreçtir!

Duş sırasında elde kalan saç telleri, yastıkta görülen dökülmeler ya da aynada fark edilen seyrelmeler… Saç dökülmesi, kadın ve erkek fark etmeksizin birçok kişinin karşılaştığı yaygın bir durumdur. Çoğu zaman mevsimsel ve geçici nedenlere bağlı olarak ortaya çıksa da bazı durumlarda hormonal değişimler, vitamin ve mineral eksiklikleri, bağışıklık sistemi hastalıkları ya da yoğun stres gibi farklı sağlık sorunlarının da habercisi olabilir. Saç dökülmesinin çoğu kişide endişeye neden olduğunu belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi Dermatoloji Uzmanı Dr. Hicran Ercan Diker, “Saç dökülmesi ilk aşamada ciddi bir hastalığa işaret etmeyebilir. Ancak dökülme uzun süre devam ediyor, giderek artıyor ve saçlarda belirgin incelme ya da açılma fark ediliyorsa mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurulması gerekir” dedi.

Saçın kendine özgü bir büyüme döngüsü bulunduğunu hatırlatan Dr. Hicran Ercan Diker, saç tellerinin yaklaşık yüzde 85–90’ının 2 ila 6 yıl sürebilen aktif büyüme döneminde olduğunu, yüzde 10–15’lik kısmının ise dinlenme ve dökülme evresinde yer aldığını belirtti. Bu nedenle günde ortalama 50–100 tel saç dökülmesinin fizyolojik olarak normal kabul edildiğini vurgulayan Diker, “Mevsim geçişlerinde, özellikle ilkbahar ve sonbaharda saç dökülmesi artış gösterebilir. Ancak bu süreçte saç çizgisinde belirgin bir açılma oluşmaz. Çoğunlukla birkaç ay içinde dökülme kendiliğinden azalır ve yeni saçların çıkmasıyla birlikte saçın kalınlığı ve hacminde ciddi bir değişiklik görülmez. Bununla birlikte günlük dökülmenin belirgin şekilde artması, saç ayrımının genişlemesi, tepe veya şakak bölgelerinde gözle görülür seyrelme oluşması, saç tellerinin incelmesi ve hacmini kaybetmesi ya da kaş, kirpik ve vücut kıllarında azalma fark edilmesi durumunda bir uzmana danışmak önemlidir” ifadelerini kullandı.

Kadınlarda seyrelme, erkeklerde saç çizgisi gerilemesi

Erkeklerde en sık görülen saç dökülmesi tipinin genetik yatkınlıkla ilişkili olduğunu ve halk arasında erkek tipi dökülme olarak bilindiğini açıklayan Dr. Hicran Ercan Diker, “Bu tip genellikle 20’li ve 30’lu yaşlarda başlar. Saç çizgisi şakaklardan geriye doğru çekilir ya da tepe bölgesinde açılma olur. Çoğu erkekte ailede benzer bir öykü bulunur. Kadınlarda ise dökülme daha çok saçın genelinde seyrelme şeklinde görülür. Ön saç çizgisi çoğu zaman korunur ancak tepe bölgesinde hacim azalması fark edilebilir. Doğum ve emzirme dönemi, menopoz ve diğer hormonal değişimler, yoğun âdet kanamalarına bağlı demir eksikliği ile B12 ve D vitamini eksiklikleri kadınlarda sık karşılaşılan nedenler arasındadır. Uykusuzluk, yoğun stres, hızlı kilo kaybı ve şok diyetler de saç dökülmesini artırabilir” dedi.

Demir, çinko, B12, folik asit ve D vitamini saç sağlığında etkili 

Stres, yetersiz beslenme ve bazı kronik hastalıkların, saç köklerinin büyüme sürecini etkileyebileceğinden bahseden Dr. Diker, “Özellikle ani stres, enfeksiyon, ameliyat ya da ağır bir hastalık sonrasında saçlar normalden daha erken dinlenme dönemine geçebilir ve buna bağlı olarak ani ve yaygın dökülme görülebilir. Beslenme eksiklikleri ve emilim sorunları da bu süreci etkiler. Demir, çinko, protein, B12, folik asit ve D vitamini eksiklikleri saçın sağlıklı uzamasını zorlaştırabilir. Diyabet, tiroit hastalıkları ve bağışıklık sistemiyle ilişkili bazı hastalıklar da saçın büyüme döngüsünü bozarak dökülmeye yol açabilir” dedi.

Saç dökülmesinin altında yatan sebepler araştırılır 

Özellikle doğum ya da bir enfeksiyon ardından başlayan geçici saç dökülmeleri hastaları çok endişelendirebiliyor. Bu tip dökülmelerin çoğu zaman altı ila dokuz ay içinde kendiliğinden toparladığını vurgulayan Dr. Diker, “Bu süreçte yapılan en büyük hatalardan biri kontrolsüz vitamin ve takviye kullanımı. Çünkü her saç dökülmesi vitamin eksikliğine bağlı değildir ve bilinçsizce kullanılan ürünler tam tersi şekilde zarar verebilir. Tedavide öncelikle altta yatan neden araştırılır, gerçekten bir vitamin ya da mineral eksikliği saptanırsa buna yönelik takviye planlanır, sistemik bir hastalık varsa ilgili branşlarla birlikte yönetilir. Gerekli durumlarda mezoterapi, PRP ya da lazer destekli uygulamalar da değerlendirilebilir. Hangi yöntemin uygun olacağı ise yapılan incelemeler ve muayene bulgularına göre belirlenir” açıklamasında bulundu.

Muayenede saç çekme testi yapılıyor 

Saç dökülmesi tanısında, hasta öyküsünün ayrıntılı dinlenmesinin çok kıymetli olduğunu dile getiren Dr. Diker, “Dökülmenin ne zaman başladığı, artıp artmadığı, ailede benzer bir durum olup olmadığı ve eşlik eden hastalıklar sorgulanır. Muayenede saç çekme testi yapılarak her çekişte ele gelen saç sayısına bakılır. Gerekli görüldüğünde hemogram, vücudun demir deposunu gösteren Ferritin değeri, B12, folik asit, D vitamini ve tiroit hormonları gibi kan testleri istenir. Saçta yuvarlak açılmalar, kaş ya da kirpik kaybı veya ek bir sorun varsa farklı cilt hastalıkları da değerlendirilir” dedi.

Saç bakım ürünlerinin içeriğine dikkat edilmeli

Saç dökülmesini azaltmak için dengeli beslenmenin ve yeterli protein alımının önemli olduğunu vurgulayan Diker, “Vitamin ve mineral dengesini korumak için gerekli durumlarda diyetisyen desteği alınabilir. Aynı zamanda kozmetik ürün seçiminde de bilinçli davranılmalı. Kuaför ya da kozmetik mağazalarında tavsiye edilen ürünler yerine, dermatologların önerdiği ve belirtilen süre boyunca kullanılan ürünler daha güvenli bir alternatif sunar. İçeriği bilinmeyen ürünler saç derisinde hassasiyete yol açabilir ve dökülmeyi artırabilir” dedi.