Omuz Ağrısı Ve Hareket Kısıtlılığını İhmal Etmeyin!
Omuz ağrısı ve hareket kısıtlılığı, saç taramak, üst raflara uzanmak, ceket giymek veya emniyet kemeri takmak gibi günlük hareketleri zorlaştırıyorsa donuk omuz hastalığının belirtisi olabilir. Tıpta adeziv kapsülit olarak adlandırılan bu rahatsızlık, toplumun yaklaşık yüzde 2-5’ini etkiliyor; özellikle 40-65 yaş arasındaki kadınlarda daha sık görülüyor. Acıbadem International Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Serap Kapcı, gece uykudan uyandıran ağrı veya belirgin hareket kısıtlılığının üç haftadan uzun sürmesi halinde uzman değerlendirmesinin önemine dikkat çekiyor.
Donuk omuz, omuz eklemini çevreleyen kapsülün iltihabi süreç sonucunda kalınlaşıp sertleşmesi ve zamanla büzüşmesiyle gelişiyor. Bu durum, normalde geniş hareket kapasitesine sahip olan omuz ekleminde giderek artan ağrıya ve hareket kaybına neden olabiliyor. Hastalığın yalnızca mekanik bir yapışma sorunu olmadığını vurgulayan Dr. Serap Kapcı, gelişim sürecinde eklem zarındaki iltihaplanma (sinovit), yeni damar oluşumu (anjiyogenez) ve dokunun sertleşmesine yol açan fibrozisin birlikte rol oynayabildiğini belirtiyor. Donuk omuzun farklı aşamalardan oluşan bir süreç olduğuna işaret eden Dr. Kapcı, erken değerlendirme ve uygun tedavi yaklaşımının önemini anlatıyor.
Diyabet ve tiroit hastalıkları riski artırıyor
Donuk omuz vakalarının önemli bir bölümünde tek bir neden saptanamıyor ve hastalık ‘idiyopatik’, yani nedeni bilinmeyen şekilde gelişebiliyor. Bununla birlikte diyabet ve tiroit hastalıkları başta olmak üzere bazı metabolik sorunlar önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Kalp-damar hastalıkları ve Parkinson hastalığının yanı sıra omuz travması veya cerrahisi ile ameliyat sonrasında omzun uzun süre hareketsiz kalması da sertliğin gelişmesine neden olabiliyor.
‘Nasıl olsa geçer’ diyerek beklemeyin!
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Serap Kapcı, donuk omuzun tedavi uygulanmadan zaman içinde düzelebilmesine rağmen, bu durumun her hastada geçerli olmadığını belirterek şöyle diyor: “Özellikle gece uykudan uyandıran ağrı veya günlük hareketleri belirgin biçimde kısıtlayan tutukluk varsa ‘’nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle beklemek doğru değildir. Üç haftadan uzun süren omuz ağrısı ve hareket kaybı durumunda değerlendirme geciktirilmemelidir.”
Erken tanı önemli!
Hastalığın tanısının büyük ölçüde ayrıntılı hasta öyküsü ve fizik muayene ile konulduğunu belirten Dr. Kapcı, “Muayenede aktif ve pasif omuz hareket açıklığını değerlendiriyoruz. Rotator manşet yırtığı, omuz kireçlenmesi, sinir sıkışması veya başka nedenleri ayırt etmek gerektiğinde ultrasonografi ve uygun hastalarda MR gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanabiliyoruz. Ancak görüntüleme çoğu hastada klinik muayenenin yerine geçmez” diyor. Erken başvurunun hem donuk omuzun doğru tanınması hem de benzer yakınmalara yol açabilecek diğer omuz sorunlarının ayırt edilmesi açısından önemli olduğunu vurgulayan Dr. Kapcı “Erken dönemde doğru yönetim, ağrının kontrol altına alınmasını ve hareket kaybının ilerlemesinin önlenmesini hedefler” diye konuşuyor.
